SIĞACIK KALESİ

Tarihin, doğanın ve teknolojinin yıpratmakta aciz kaldığı kalenin geçmişi Selçuklular dönemine kadar uzanır. Şiddetli yer sarsıntılarıyla harap olunca önce Aydınoğulları daha sonra Osmanlılar tarafından tamir görmüştür.

Ege Denizi’ndeki önemli stratejik konumunun Kaptan-ı Derya Piri Reis tarafından fark edilmesiyle, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Palak Mustafa Paşa’ya Teos harabelerinden getirilen taşlar kullanılarak yaptırılmıştır.

Şimdiki hali 1521-1522 yıllarından kalmadır. Önceleri “Sığla” olarak anılan kale savunma amacından çok deniz üssü olarak değerlendirilmiştir. Kalenin Kuşadası, Ayasuluk ve Seferihisar adında üç ayrı kapısı vardır. Deniz üssünde; bir dış kale bir de koğuş tabir edilen askerlerin günlük hayatını ve eğitimini geçirdiği iç kale ile bu iç kalenin denize bakan kısmında iki burç ve iki kapı bulunmaktadır.

Kale duvarları üzerinde bazı evlerin ikinci katı yükselirken duvar aralarında bazı ev duvarları ve pencereleri ile Teos’tan gelen taşlar görülmektedir. Burçların kuzeye bakan avlu duvarlarında 1.20’ye 50cm. ebadında 3m aralıklı mazgallar bulunmakta ancak şu anda bazıları kapatılmış durumdadır.

Kale içindeki evler bitişik düzende olup, bazıları tek bazıları iki katlıdır. Evlerin çoğunluğu kerpiçtendir, büyük bölümünün içinde iç avlu bulunmaktadır, iki katlı evlerde cumbalar ve tahta panjurlar bulunmaktadır. Evlerin içindeki merdivenler ve kapılar tamamen ahşaptır. Kalenin kuzey tarafında Barbaros Halil Paşa Kemeri’nin üst bölümü yıkılmış durumdadır.

ÇIFIT KALESİ

Beldenin batısın da deniz içinde kalmış küçük bir adacık üzerinde, Aydınoğulları Beyi Cüneyt tarafından yaptırılan kale Osmanlı Sultanı II. Murat’ın hükümdarlığın da en güçlü dönemini yaşamıştır.

Kale şuan tamamen yıkık vaziyettedir. Kaleyi görmek isteyenler sahilden itibaren 80 mt. mesafede 25-30 cm derinliğinde bir sudan geçerek adaya ulaşabilirler.

Adanın güney kısmında kaleye ulaşmak isteyenlerin 62 metreye tırmanmaları gerekir. Doğa tutkunları için vazgeçilemeyecek görüntüler sunan bölgede gün batımını mutlaka görmelisiniz.

KAPLICA VE SICAK SU KAYNAKLARI

Beldemiz sınırları içindeki pek çok sıcak su kaynağından, kaplıca statüsünde yer alan başlıca yerler, Karakoç ve Cumalı Kaplıcaları, Uyuz ve Ahmetçi Hamamları, Gelinboğan ve Hamamönü Ilıcası adı ile bilinen kaynaklardır.

Karakoç Kaplıcaları: Bugünki Eski Kavakdere-Ürkmez yolu üzerinde bulunan Kaplıcalar deniz seviyesinden 15.mt.yükseklikte olup Helenistik Roma ve Bizans dönemlerinde de çok ünlüdür.

Karakoç Kaplıcasını besleyen esas kaynağın radyoaktivitesi 9,5 eman, çamur suyunun 4,7 eman, nevazil suyunun 8,7 ve 6,2 emandır. Karakoç Kaplıcaları bölgesindeki kaynakların hepsi sodyum klorürlü ve bikarbonatlı kalevi sulardır.

Uyuz Ilıcası : 55 derece sıcaklıkta olup reaksiyonu asit ve tuzlu sudur. Litresinde 297 mgr serbest CO2 gazı vardır.Radyoaktivitesi 4,3 emandır.

Gelinboğan Ilıcası : Saniyede 3 lt. debisi olan kaynaktan çıkan suyun sıcaklığı 68 derece olup, kimyasal nitelik olarak Uyuz Hamamlarının aynıdır.

Ahmetçi Hamamı : Mevcut iki kaynağın sıcaklığı 55-57 derecedir. Bu kaplıcada diğerlerinde olduğu gibi bol demir elementi bulunmaktadır.

Hamamönü Ilıcası : Denize yaklaşık 1 km.mesafede bulunan ılıcanın kimyasal özellikleri aynıdır. Balçova Kaplıcaları ile hemen hemen aynı özellikleri taşır. Antik çağda bu sular büzlerle Karaköse’de ki tarihi hamama ve şimdiki Amarante Oteli arkasında toprak altında kalan hamamlara kadar getirilmiştir.Bu kaplıcanın da debisi çok yüksektir.150 m2 lik bir alanda gözlerden kaynayan sular ne yazık ki şu an boşa akmaktadır.